MİNE NUR ŞEN İLE TİYATRO

“Sahne bir oyuncu için sonsuz bir keşfetme alanı ve her temsil seyirciyle yeniden tanışma imkânı benim için”

TİYATRO

mete karaoğlu

6/2/20265 min read

Mete Karaoğlu: Sahne üzerinde geçen ya da geçecek yılları düşündüğünüzde neler hissediyorsunuz? Kendi oyunculuk pratiğinize ve tiyatro serüveninize dair nasıl bir öngörünüz var?

Mine Nur Şen: Sahne bir oyuncu için sonsuz bir keşfetme alanı ve her temsil seyirciyle yeniden tanışma imkânı benim için. Gelecek yıllarda öğreneceğim şeyler, anlatacağım hikâyeler ve karşılaşmalar için heyecanlıyım.

Mete Karaoğlu: Türkiye’deki oyunculuk ekosistemini gözlemlediğinizde; sizin oyunculuk anlayışınızla örtüşen ya da taban tabana zıt olduğunu düşündüğünüz yaklaşımlar neler? Değişim ve dönüşümünüze ilham veren, “İşte, benim yolum bu!” dedirten olgulardan bahseder misiniz?

Mine Nur Şen: Sahici olana, hakiki olana hizmet eden her yaklaşım aslında ki her yaklaşımın özünde de bu var gibi geliyor bana. Yol haritaları değişiyor sadece ve her yol haritası da her oyuncuda işlevli olmayabiliyor. Birbirinden çok farklı yol haritalarına sahip yaklaşımlarla çalışma şansım oldu. Mutlaka her biri farklı yerlerden beslemiştir beni. Meisner çalışmak bir şeyleri benim için kolay hale getirmişti mesela, sanki o dönemki ihtiyaçlarıma yönelik yerinde bir yaklaşımdı. Ya da hareket disiplinleriyle çalışmak bedensel farkındalığımı güçlendirdi; bunlar sadece oyunculuk çalışmaları da değil, kendim üzerine çalışmakla iç içe süreçler benim için.

Mete Karaoğlu: Bir sanatçı olarak, içinde bulunduğumuz çağı değerlendirmeniz çok kıymetli. Neler söylemek istersiniz?

Mine Nur Şen: Kitlesel olarak depresyondayız gibi geliyor bana. İçimize işlemiş bir hüzün var. Dünyanın dönüştüğü hal yeni anlamlar bulmayı gerektiriyor çünkü. Eski olan, alışık olunan işlevsiz bir hale geldi. İçinde bulunduğumuz ekosistemde tam da bunu yok saymadan var olan ilham verici sanatçılar, yazarlar, düşünürler var. Onlardan beslenmek bana iyi geliyor bu süreçte.

Mete Karaoğlu: Tiyatro, bir oynayan ve bir izleyenle kendini gerçekleştirmeye başlar. Sahnede “izleniyor olma” hali, sizin oyunculuk dürtünüzü nasıl şekillendiriyor? Şimdiye kadar seyir yeriyle kurduğunuz bağda sizi şaşırtan neler oldu?

Mine Nur Şen: Bir şeyler paylaşmak üzere sahneye çıkıyorum. Paylaşma hissi yumuşaklığı, kırılganlığı beraberinde getiriyor. O zaman “birileri beni izliyor” hali değil de, “birileri beni dinlemek için burada” hali ortaya çıkıyor. Performans sırasında oluşan bağın biricikliğini fark ettiğim an benim için bir eşik olmuştu mesela. Bu hep dile getirilen bir şeydir aslında, “hiçbir temsil birbirinin aynı değil”. Bu sanki oyunda olan bitenle, oynama halimizle ilgili gibi gelirdi bana. Yani yaptığımız işin organik bir şekilde temsilden temsile değişmesi, aynı kalmaması gibi. Aslında bu ifade seyirciyle bir arada olma haliyle ilgiliymiş, bunu fark ettiğim bir an olmuştu. Her seyirci farkında olmadan o temsil bir araya gelip bir seyirci grubu oluşturuyor ve oyunla bir arada hareket ediyor. İşte bunu bedensel olarak hissetmeye başladığımda “aa hiçbir temsil birbirinin aynı değil bu anlama geliyormuş” demiştim.

Mete Karaoğlu: Bu coğrafyadaki “yönetmenlik” üzerine biraz konuşalım. Sahne bilgisinin yeterli olmasını, yönetmenlik yapmak için kâfi gören bir yönelim söz konusu. Sizce reji, sahne deneyiminin doğal bir uzantısı mıdır, yoksa o deneyimden bağımsız başka bir entelektüel sancı mı gerektirir? Deneyim ve reji arasındaki bu bağ, tiyatromuz için besleyici mi yoksa kısıtlayıcı mı?

Mine Nur Şen: Bir oyuncu olarak benim için yönetmen karar verebilen kişidir. Ama daha geniş pencereden bakarsak zaten karar verebilmek için seçenekleri olması gerekir, seçenekleri olması için üretme becerisi olması gerekir, üretme becerisinin oluşması için bolca denemesi ve bolca yanılması gerekir. Bolca deneyebilmek için merak etmek gerekir. Merak eden kişi bir şeyleri dert eden kişidir. Bir şeyleri dert eden kişi de kendini besleyen kişidir. Bu aslında sadece yönetmenlikle ilgili de değil sanatsal üretimin her bileşeni için geçerli bence.

Yönetmenlik özelinde yönetmenin sahne bilgisi ve tecrücesi tiyatro için kısıtlayıcıdır demek yanlış olur. Yönetmenin “yönetmen olmak”la ilgili yaşadığı içsel drama yönetmenin kendisini, çalıştığı insanları ve ortaya çıkan sanatsal üretimi sakatlama potansiyeline sahip. Tecrübenin ve bilginin kimseye bir zararı olmaz bence.

Mete Karaoğlu: Teknik donanımın ötesinde, bir oyuncunun sahnede gerçekten “var olabilmesi” için cebinde taşıması gereken en temel etmen sizce nedir?

Mine Nur Şen: Deli gibi çalışmak ve sonra hepsini unutmak… Fütursuzca ve kaygısızca anın sürprizine kendini açmak.

II. Bölüm

Mete Karaoğlu: Hafızanızda yer eden, anlatmaktan keyif aldığınız bir sahne anını bizimle paylaşır mısınız?

Mine Nur Şen: Yıldız’ı geçtiğimiz yaz Ankara’nın parklarında oynamıştık. Oynadığımız bir parkta oyunu oynadığım ve seyircinin oturduğu çimlerin altında su fıskiyeleri varmış ve suyun ne zaman açılacağı belli olmuyormuş. Ekip bunu oyun başladıktan sonra güvenliğin uyarısıyla öğrenmiş. Oyunu oynarken ekibin bir arada olduğu bölümde bir kaos yaşandığını hissetmiştim. Herkes bir yerden bir yere gidiyordu ve sürekli bir hareket vardı. Meğer olası bir su açılması durumunda tesisat ve ekipmanların üstlerini kapatmak için çöp poşeti toplamışlar. Bir yandan da kıkır kıkır gülüyorlardı, yani olumsuz bir şey mi yaşanıyor ne oluyor onu da anlamakta zorlandım o yüzden oyunu oynamaya da devam ettim. Sonradan anlattılar herkesin o kadar siniri bozulmuş ki, bir süre sonra koyverip gülmeye başlamışlar.

Mete Karaoğlu: izlediğiniz an sizde bir kırılma yaratan, tiyatroya bakışınızı değiştiren o “tek” oyun hangisiydi?

Mine Nur Şen: Birkaç sene önce tiyatro festivalinde izlediğim Yaşam isimli oyun beni çok etkilemişti. İspanyol bir kukla sanatçısı, isminde de gördüğümüz gibi yaşamı anlatıyor. Çok basit nesneleri kukla olarak kullanarak çok temel ilişkileri ilham verici bir kompozisyonla bir araya getirmiş. Oyunda etkileyici olan şey çok basit olmasıydı benim için. Basit olanın etkileyici hale gelmesi zeka ve hikaye anlatma becerisinin bir arada olmasını gerektiriyor bence. Böyle olunca dil, kültür ortadan kalkıyor. Tüm salon tek nefes haline gelip izlemiştik, o hissiyat da beni çok etkilemişti.

Mete Karaoğlu: Okuduğunuzda zihninizde sahneler açan, sizi en çok etkileyen oyun metni hangisidir?

Mine Nur Şen: Patrick Marber’ın Closer metni. İnsanların birbirine yakınlaşma isteğini ama yakınlaştıkça birbirini nasıl yaralayabildiğini çok iyi anlatıyor bence. Oyunda yakınlık sadece sevgiyle ilgili değil; arzu, yalan, kırılganlık ve görülme ihtiyacıyla da ilgili. İnsana dair sahici ve çarpıcı bir oyun bence. Hatta umarım bir gün oynama şansım olur dediğim bir oyun.

Rol Aldığı Tiyatro Oyunları

Baba (2025) - Oyuncu (Defne) / Sahnede

Yıldız (2024) - Oyuncu, Metin Geliştirme, Dekor Tasarım / Sahnede

İki Kent Arasında Bir Bar Masasında (2024) - Oyuncu / Sahnede

Bahar Noktası (2023) - Oyuncu / Sahnede

Aşık Shakespeare (2023) - Oyuncu (Tilney / Bekçi)

Tiyatro Ödülleri

Afife Tiyatro Ödülleri (2025): "Yılın En Başarılı Genç Kuşak Sanatçısı" (Yıldız oyunu ile)

Sadri Alışık Tiyatro Ödülleri (2025): "Tek Kişilik Performans - Kadın" (Yıldız oyunu ile)

Direklerarası Tiyatro Ödülleri (2025): "Tek Kişilik Performans - Kadın" (Yıldız oyunu ile)